Düşüncenin Gücü

Spread the love

Sharing is caring!

İnsan zihni gün içinde birçok düşünceye maruz kalır. Ancak bunlardan ne yazık ki bazıları bizim için olumlu ve gerçektir. Çoğu zaman insan zihni kendisi için fayda teşkil etmeyecek hatta hayatın gidişatını olumsuz etkileyecek düşüncelere kapılır. Hatta bunlar gerçek bile olmayan tabiri caizse “boş” düşüncelerdir. Peki, insan kendisi için olumsuz olan bu düşünceleri neden kafasından atamaz veya neden en başından bunlara kapılır?
İlk çocukluk döneminde yaşadığımız olaylar, doğup büyüdüğümüz ev bizim ileriki hayatımız için bir yol haritasıdır. Bizler kendi evlerimizde kendi anne babalarımızdan, yakın çevremizden neler gördüysek onları öğrenir ve o şekilde bir hayat yaşarız. Bu her zaman böyle midir? Elbette değil. Bazen yanlış giden durumları erken fark eder ve bunu kendi hayatımızda tersine çevirmeyi başarabiliriz. Bazen de ne gördüysek onu alır ve değiştirmeyiz. Ancak değişim ve gelişim her zaman mümkündür. Gayret ve çabayla kendi hayatımızı değiştirmek, düşüncelerimizi olumsuzdan olumluya çevirmek diye bir şey her zaman vardır.
Gün içinde kendimizi çok yorgun, karamsar ve kaygılı hissettiğimiz zamanlar olmuştur. Bunların nedenlerini araştırdığımız zaman ise, falanca kişi bana bunu yaptı o yüzden böyleyim, komşum bana şunu söyledi o yüzden kendimi kötü hissediyorum deriz. Yani yaşadığımız duyguları hep dışardan kaynaklanan olay ve kişilere bağlarız. Burada düşüncenin gücü ön plana çıkmaktadır. Peki, bunu neden yapıyoruz? Bunu yapmayı nerden öğrendik? Cevap bizi çocukluğumuza, doğup büyüdüğümüz eve götürüyor. Çünkü biz hep böyle olduğunu gördük ve bunu öğrendik. Değiştirmeye de çalışmadık maalesef. Ama korkmayın. Çünkü bu şekilde görüp bu şekilde öğrenen birçok insan var ve bu kimsenin suçu değil. Sadece bazı noktalarda eksik kalan yanlarımız var. Bu eksik yanlarımızı bulmaya çalışarak daha işlevsel ve bizi yormayan bir hayat yaşayabiliriz.
Yine bir gün kendinizi kötü hissettiğinizi varsayın. Bunun nedenlerini araştırdınız ve buldunuz. Topluluk önünde konuşma yaparken o esnada söyleyeceğiniz cümleyi unuttunuz ve bir anlığına durup kekelemeye başladınız. Böyle bir şeyi gerçekten yaşamış olabilirsiniz ve kendinizi gerçekten bunun yüzünden kötü hissediyor olabilirsiniz. Ancak şu soruyu kendinize sorun. “Bu olayı yaşayan herkes kendisini kötü hisseder mi?”. Bir kişi bile hayır ben kendimi kötü hissetmem diyorsa o zaman sorun olaydan kaynaklı değildir. Asıl sorun bu olayı yaşadıktan sonra o an aklımıza geliveren olumsuz düşüncelerdir. Bizi bir anda karamsarlığa itiveren o düşüncenin gücü… Nedir o düşünceler? “rezil oldum, eyvah herkes bana gülecek, herkes benim ne kadar da beceriksiz olduğumu düşünecek…”. Bu düşünceler uzar gider ve artık biz kendimizi o kadar kötü ve yorgun hissederiz ki. Adeta savaştan çıkmışızdır. Bu bizim olumsuz düşüncelerimizle yaşadığımız bir savaştır. Hâlbuki bu olayı yaşayan ve hiçbir şey olmamış gibi davranan hatta bunu bir komedi durumu gibi herkese anlatan gülüp geçen de bir sürü insan vardır. İşte bu insanlarla aynı olayı yaşamış olmamıza rağmen onlar kendini kötü hissetmiyorken biz kendimizi kötü hissediyoruz. Bu durumu bütün olaylara uyarlayabiliriz. Sadece kötü olaylara karşı değil güzel olaylara karşı da kendimizi iyi hissetmemiz zihnimizdeki düşüncelerden kaynaklanıyor. Güzel bir olay yaşadığımız zaman aklımıza hemen olumlu düşünceler geliyor ve biz kendimizi iyi hissediyoruz. Bunu kötü bir olay karşısında da gerçekleştirebilirsek inanın daha yaşanılası, daha güzel bir hayat mümkün olacaktır. Biliyorum, kötü olaylar karşısında güzel düşünebilmek elbette çok zor ama en azından bizi sürekli suçlayan olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp, bu olayın herkesin başına gelebilecek doğal bir durum olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.